13 Aralık 2009 Pazar

Ortaya Karışık

Cevahir: Ne cazibesi lan, kurban derisinde bile Ulvi'den daha çok cazibe vardır.



Cevahir: Şimdi koçum, ben geçici olarak dükkanın başına geldim tamam mı?
Ulvi: Hıh.
C: Ama yapacağım atılımlarla en kısa zamanda dükkanın sahibi ben olacağım. İnşaallah. Fakat benim çok iyi bir yardımcıya ihtiyacım var Ulvi.
U: Elimizden ne geliyosa yaparız cevo. Ben hazırım.
C: Sen şimdi bana iş başvurusunda mı bulundun?
U: Yaani.
C: Yaani... Çok iyi lan. O zaman ben şimdi seni mülakata alıyorum. Soruyorum....
U: Abi ne mülakatı yaa? Ayıp ediyon ama haa. Sen beni tanımıyo musun abi?
C: Lan real mardin. Yetersiz yetersiz konuşma. Ben bu müesseseye prensip getirdim. Büyüyelim diye... Hadi, çabuk cevabını ver de işin başına geçelim; bikaç sene sonra kendini nerde görüyosun?
U: (düşünür) Askerde.
C: .....
U: Tecil bitcek gitçez ya askere cevo?
C: Lan dipçik, ben sana bunu mu soruyorum? Kariyer olarak kendini nerde görüyosun?
U: Yaa öyle desene cevo o zaman. Onbaşı olursam öper başıma koyarım.
C: Allah belanı vermesin ulvi.... Tamam bak... Bi soru daha soruyorum ama adamakıllı cevap ver bana tamam mı? Risk nedir lan?
U: risk?
C: Hea risk...
U: Riisk... Şükufe..
C: Şükufe mi?... Evet, durup dururken şükufe demek senin için bi risk arzediyor.
U: (Başıyla işaret eder) Aabi şükufe.



Cevahir: Ulvi, ingilizce biliyor muydun sen?
Ulvi: Cevo, ingilizce düşünebiliyorum ama konuşamıyorum...



Turist rehberi olduğu zaman:
Ulvi: Bu bina milattan sonra 2006 yılında yapılmaya başlanmış olup, müteahhidi kaçtıktan sonra tek çivi çakılmamıştır.



Cevahir (Ulvi'ye): Ne kadar eksiksen söyle Ulvi, üstünü tamamlıym lan.

Hiç yorum yok: